|
Okulumuz öğrencilerinden Şehide Çağla
PINAR, "Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyetin
Kazanımları" kompozisyon,resim,şiir
yarışmasında kompozisyon dalında 1.
olmuştur. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
kutlamalarında ödülünü belediye
başkanımız Abdullah KAPTAN'ın
elinden aldı.
Öğrencimizin Kompozisyonu
CUMHURİYETİN ELLERİ
Yaşlı bir kadının elleriydi.Evet, yanılmıyorum.Nasırlı, üşümüş,
titriyor.O da nedir?Minik ellerinin arasında cepheye götürdüğü
silahlar.Şöyle bir yüzüne bakıyorum.Sanki endişeli biraz.Ama ben
görebildim, görebildim ta kalbinden gelen, yüzüne vuran o umudu, o
gururu, o yıkılmazlığı.Gözlerine bakıyorum,ileri
bakıyorlar,gülüyorlar adeta.Yanılmamışım,gözleri bana yüzündeki o
ifadeyi anlatıyor.Gözlerinin baktığı yere yöneliyorum, bir cephe
görünüyor.Karşıdan bir asker koşuyor yanına,silahları ondan
almaya.Asker kadının gözlerine bir minnet duygusuyla bakıyor.Kadın
anlamış olacak ki, ona:"Başaracağız.Biz bugüne kadar hiçbir milletin
boyunduruğu altında yaşamadık.Hepimiz çalışacağız.Bu benim görevim
zaten." der gibi bakıyor.Konuşmuyorlar; ama kadın askerin yüzündeki
o kararlılığı görüyor.Böylece bildiği bir şeyin doğruluğunu
kanıtlamış oluyor.
Kadın ardına dönüp karanlık geceye karışıyor.Benim
gözüm bu sefer cepheye kayıyor.Az önce kadınla konuşan asker,
cepheye gidiyor.Arkadaşları onu bekliyorlar.Başarmak için kaybedecek
bir saniyeleri bile yok.Biz ilerideyiz, düşman yılgın
görünüyor.Askerlerimiz kazanma hırsıyla, bağımsızlığın verdiği güçle
savaşıyorlar, gözleri Ata'da.Savaşırken bir gözleri de
komutanlarının vereceği bir komutta.
Evet, evet görüyorum, düşman
çekiliyor,başarıyoruz.Türk milleti gücünü kanıtlıyor.Askerlerin
birbirlerine sarılmalarını görüyorum,yerde yatan şehitlerimiz
gülümsüyor,adeta gurur duyuyorlar şehit olmaktan,bu gururdan başka
hiçbir şey onları bu kadar mutlu edemiyor.Karanlık geceden tekrar o
kadın geliyor.Bakıyor,elindeki silahlar yere düşüyor.Ne yapacağını
şaşırıyor.Ağlayamıyor,gülemiyor,donup kalıyor.Öylece bekliyor
orada.Yüzüne bakıyorum.Bu sefer gururlu;ama çok daha
mutlu.Askerlerin yanına gidiyor,Ata'nın eline sarılıyor."Biz işte
böyle bir milletiz.Azim,karar,gurur bizde hepsi var.Tarihte başka
hiçbir millet bütün bu özelliklere sahip olamadı." diyor gözleri;
ama hiç konuşmuyor.
Ertesi sabah güneş daha parlak, daha canlı doğuyor
Anadolu'ya.Yaralı askerlerin yaraları sarılıyor,şehitlerimiz toprağa
veriliyor,hâlâ gülümsüyorlar...Artık topraklarımızda sadece biz
varız.Milletimiz yorgun, ama dedik ya yılgın değil.Toparlıyor
kendini, artık ileriye bakıyor.Yaşamak, kalkınmak zorunda.Bu Türk
milleti için zor olmuyor.
Atatürk, Türk milletini
topluyor.Belli yenilikler yapılması gerektiğini anlatıyor.Sonra
başlıyorlar.Ölçü-takvim değişiklikleri,harf inkılâbı, Tevhid-i
Tedrisat Kanunu, Medenî Kanun gibi birçok yenilikler
yapılıyor.Herkes okuma-yazma öğreniyor.
Ve sonra en büyük inkılâp,
cumhuriyet.Atatürk savaşta bu kadar başarılı olan Türk milletinin
kendi kendini yönetmesi gerektiğine inanıyor.Cumhuriyet de tam bu
ilkeye dayanan yönetim biçimi.Halk bu inkılâptan dolayı mutluluk
duyuyor.Bu yönetim Türk milletinin hak ettiği yönetim.Türk milleti
Ulu önderin yolunda gideceğine söz veriyor.Ancak cumhuriyeti
korumak, Ulu önderin ilkelerini korumakla mümkün.Atatürk ilkeleri
halkın kendi kendini yönetmesi, ulusun aynı dil,kültür,tarih ve ülkü
içerisinde olması, halkın refahı için çalışılması,din ve devlet
işlerinin birbirinden ayrılması,halkın mutlu ve rahat yaşaması ve
devletin ekonomiye karışabilip düzen sağlamasıydı.
Yani cumhuriyet; cumhuriyetçilik,
milliyetçilik,halkçılık,lâiklik,inkılâpçılık ve devletçilik gibi
altı altın ilkeyle korunabilirdi.Cumhuriyet, çok büyük fedakarlıkla
kazanıldı ve çok iyi korunmalıydı.
Ülkemiz sürekli ilerliyor,çok
çalışıyor,kalkınıyor.Ben ise bu ülkede al bayrağımızın sürekli
dalgalanacağını ve gökteki ışığın hiçbir zaman sönmeyeceğini
görebiliyorum. |