|
ÖSS
YAKLAŞIRKEN
(
Okul Rehber
Öğretmeni ile Söyleşi )
Sınava girecek çocukların aileleri, kalan
bu kısa süre içerisinde çocuklarına nasıl
destek olabilirler?
Efendim öncelikle korku doğal bir duygudur
insanoğlu için, çocuklarımızda da korkular
mevcut. Çocuğumuzun korkusundan ötürü paniğe
kapılmamalıyız, üniversite sınavına girecek
gencin duyduğu korkudan dolayı paniğe
kapılmamak gerekiyor bu bir.
İkincisi, ailelerden bir ricam olacak, iyi
şanslar dilemek için telefon eden iyi
niyetli akrabalardan çocuklarını uzak
tutsunlar. Bu beni çok rahatsız eder. “Ver
bakayım Ahmet’i, ona moral vereyim, Ahmet
koçum arkandayız …” buna hiç gerek yok. Hani
penaltı atılmadan önce kaleci durur ya
şöyle, oradan millet “hadi iyi şanslar, hadi
kolay gelsin..” bu kalecinin herhalde
konsantrasyonunu ve moralini bozar. O zaten
biliyor ne yapacağını, hiçbir şey dememek
gerekiyor, panik havası gerekmiyor. Tek
önemli faktör kaygı da değil efendim,
hazırlanmışlık düzeyi de gerekli birinci
faktör. Kaygı çok önemli de değil
araştırmalara göre, kaygı vasat
hazırlanmışlık varsa kaygı gencin üzerinde
etkili oluyor. Telefon edenlerden uzak
tutalım genci ve lütfen sınava genci beş
kişi götürmeyelim. Annesi, babası,
babaannesi, halası, teyzesi, komşular.. Hep
birden götürülüyor. Sanki milli takımı
havaalanında uğurlar gibi bir hali var
mahallelinin. Büyükler abartmazlarsa
efendim, gençler de bununla daha iyi başa
çıkabiliyorlar.
Peki gençler kendilerini nasıl
hazırlasınlar, bu dıştan gelebilecek
etkenlere karşı nasıl davransınlar?
Gençlere şunu söylüyorum
efendim, belki az bir zaman kaldı ama,
yaşamda bir 1-0 Aristo mantığı vardır, bir
de 1-1 Kuantum mantığı. Bunlara göre,
yaşamda olayları alt düzeyde de
tanımlayabilirsiniz, üst düzeyde de.
Örneğin, çorba içiyorum alt düzeydedir,
besleniyorum üst düzeydedir. Alt düzeyde
tanımladığımız zaman 1-0 “ya hep ya hiç”,
üst düzeyde 1-1 “kaybeden yok”. Şimdi
üniversiteye girecek gence soruyorum, nedir
idealin? Diyelim ki X üniversitesinin A
bölümü diyor. Yaşamı, üniversiteye girme
olayını hangi düzeyde tanımlıyor? Alt
düzeyde tanımlıyor. X üniversitesinin A
bölümüne giden kaç yol vardır? Bir yol
vardır. Ya girersin ya giremezsin, 1 veya 0,
bu Aristo mantığı. Yani kısmen giremezsin,
ya hep ya hiç. Yaşam ya hep ya hiçlerden
ibaret değildir. Şöyle düşünebilir mi acaba?
Üst düzeyde tanımlamak, ben bu hayatta asıl
ne istiyorum? Hayattaki temel amacım X
üniversitesi olamaz, A bölümü olamaz
efendim. Hayattaki temel amacım mutlu ve
başarılı olmaktır, yararlı olmaktır,
fonksiyonel olmaktır. Ben bu dünyada mutlu
ve başarılı olmak istiyorum, bu üst düzey
tanımlamadır. Alt düzey, hayatta mutlu ve
başarılı olabilmek için X üniversitesinin A
bölümüne girmeyi hedefliyorum. Oldu oldu,
olmadı hayatın sonu değil efendim. Bakın
insanlar şöyle diyor, bu maçı almaya, ölmeye
ölmeye geldik, şimdi bu hiç gerçekçi değil.
Bu maçı alacaz, ya alacaz ya ölecez. Bir
yolu varmış gibi, ama yenilgi de olabilir,
berabere de olabilir. Yaşamda 1-0 iyi bir
şey değil efendim. Olmadı, o zaman batsın bu
dünya. Evlilik olayı da buna benzer. “Bu
kızı alacam abi” diyor, “alamazsam vururum”.
Ben bu dünyada mutlu bir evlilik yapmak
istiyorum, karşı cinsle iyi ilişkiler kurmak
istiyorum, bu üst düzey tanımlama. Alt
düzey, şu kız bu erkek olabilir. Asıl hedef
biriyle evlenmek olmamalı, mutlu bir evlilik
yaşamı olmalı. Bu daha gerçekçi ve yaşamın
dengesi ruhuna da uygun.
Yaşamda denge çok önemlidir, tabiatın
dengesi, canlıların dengesi, insanoğlunun
olayları algılayışındaki ve yaklaşımındaki
denge. Yaşamlarında, bu dengeyi rehber
edinen ve gereğini yapan insanlar ancak
doyumlu bir yaşam zenginliğine sahip
olmaktalar. Bunun en güzel örneğini
sergileyenlerden birisi de ulu önder
Atatürk’tür. Atatürk şöyle diyor, bazen
Aristo mantığı, bazen Kuantum mantığı.
Atatürk Kurtuluş Savaşına başlarken Aristo
mantığıyla başladı, 1-0 “ya istiklal ya
ölüm”, ama savaş içinde inanılmaz bir öngörü
ile stresi indirgedi, ne dedi arkasından?
“hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır
ve bu satıh bütün vatandır!”. “ya istiklal
ya ölüm” diyerek 1-0 ile başladı ama duruma
göre Sathı müdafaa yaptırdı. Sathı müdafaa
elektrikteki seri devrelerdir. Bir elektrik
anahtarını açtınız mı ampul söner. Bir de
paralel devreler var, bunlar Kuantum
mantığına benzer, bu da sathı müdafaadır.
Kurtuluş savaşının stresini inanılmaz
düşürdü, cepheyi kaybettin önemli değil geri
git bir daha kur, orada kaybettin geri git
bir daha kur. 1-0 ya istiklal ya ölüm Aristo
mantığıyla başladı ama sathı müdafaa diyerek
stresi azalttı. Gençler de 1-0 Aristo
mantığıyla başlayabilirler ama şu an 1-1
Kuantum’a dönüştürmeli ve stresi
azaltmalılar. İşte bu Sathı müdafaa, paralel
devreler fikri gençlere rehber olabilir
kanaatindeyim. |