[ İletişim ] [ Atatürk Köşesi ]

   

   

   

 :::: REHBERLİK ::::

..:: Geri ::..

ÖSS YAKLAŞIRKEN
(
Okul Rehber Öğretmeni ile Söyleşi )

Sınava girecek çocukların aileleri, kalan bu kısa süre içerisinde çocuklarına nasıl destek olabilirler?

Efendim öncelikle korku doğal bir duygudur insanoğlu için, çocuklarımızda da korkular mevcut. Çocuğumuzun korkusundan ötürü paniğe kapılmamalıyız, üniversite sınavına girecek gencin duyduğu korkudan dolayı paniğe kapılmamak gerekiyor bu bir. 

İkincisi, ailelerden bir ricam olacak, iyi şanslar dilemek için telefon eden iyi niyetli akrabalardan çocuklarını uzak tutsunlar. Bu beni çok rahatsız eder. “Ver bakayım Ahmet’i, ona moral vereyim, Ahmet koçum arkandayız …” buna hiç gerek yok. Hani penaltı atılmadan önce kaleci durur ya şöyle, oradan millet “hadi iyi şanslar, hadi kolay gelsin..” bu kalecinin herhalde konsantrasyonunu ve moralini bozar. O zaten biliyor ne yapacağını, hiçbir şey dememek gerekiyor, panik havası gerekmiyor. Tek önemli faktör kaygı da değil efendim, hazırlanmışlık düzeyi de gerekli birinci faktör. Kaygı çok önemli de değil araştırmalara göre, kaygı vasat hazırlanmışlık varsa kaygı gencin üzerinde etkili oluyor. Telefon edenlerden uzak tutalım genci ve lütfen sınava genci beş kişi götürmeyelim. Annesi, babası, babaannesi, halası, teyzesi, komşular.. Hep birden götürülüyor. Sanki milli takımı havaalanında uğurlar gibi bir hali var mahallelinin. Büyükler abartmazlarsa efendim, gençler de bununla daha iyi başa çıkabiliyorlar.

 Peki gençler kendilerini nasıl hazırlasınlar, bu dıştan gelebilecek etkenlere karşı nasıl davransınlar?

            Gençlere şunu söylüyorum efendim, belki az bir zaman kaldı ama, yaşamda bir 1-0 Aristo mantığı vardır, bir de 1-1 Kuantum mantığı. Bunlara göre, yaşamda olayları alt düzeyde de tanımlayabilirsiniz, üst düzeyde de. Örneğin, çorba içiyorum alt düzeydedir, besleniyorum üst düzeydedir. Alt düzeyde tanımladığımız zaman 1-0 “ya hep ya hiç”, üst düzeyde 1-1 “kaybeden yok”. Şimdi üniversiteye girecek gence soruyorum, nedir idealin? Diyelim ki X üniversitesinin A bölümü diyor. Yaşamı, üniversiteye girme olayını hangi düzeyde tanımlıyor? Alt düzeyde tanımlıyor. X üniversitesinin A bölümüne giden kaç yol vardır? Bir yol vardır. Ya girersin ya giremezsin, 1 veya 0, bu Aristo mantığı. Yani kısmen giremezsin, ya hep ya hiç. Yaşam ya hep ya hiçlerden ibaret değildir. Şöyle düşünebilir mi acaba? Üst düzeyde tanımlamak, ben bu hayatta asıl ne istiyorum? Hayattaki temel amacım X üniversitesi olamaz, A bölümü olamaz efendim. Hayattaki temel amacım mutlu ve başarılı olmaktır, yararlı olmaktır, fonksiyonel olmaktır. Ben bu dünyada mutlu ve başarılı olmak istiyorum, bu üst düzey tanımlamadır. Alt düzey, hayatta mutlu ve başarılı olabilmek için X üniversitesinin A bölümüne girmeyi hedefliyorum. Oldu oldu, olmadı hayatın sonu değil efendim. Bakın insanlar şöyle diyor, bu maçı almaya, ölmeye ölmeye geldik, şimdi bu hiç gerçekçi değil. Bu maçı alacaz, ya alacaz ya ölecez. Bir yolu varmış gibi, ama yenilgi de olabilir, berabere de olabilir. Yaşamda 1-0 iyi bir şey değil efendim. Olmadı, o zaman batsın bu dünya. Evlilik olayı da buna benzer. “Bu kızı alacam abi” diyor, “alamazsam vururum”. Ben bu dünyada mutlu bir evlilik yapmak istiyorum, karşı cinsle iyi ilişkiler kurmak istiyorum, bu üst düzey tanımlama. Alt düzey, şu kız bu erkek olabilir. Asıl hedef biriyle evlenmek olmamalı, mutlu bir evlilik yaşamı olmalı. Bu daha gerçekçi ve yaşamın dengesi ruhuna da uygun.

Yaşamda denge çok önemlidir, tabiatın dengesi, canlıların dengesi, insanoğlunun olayları algılayışındaki ve yaklaşımındaki denge. Yaşamlarında, bu dengeyi rehber edinen ve gereğini yapan insanlar ancak doyumlu bir yaşam zenginliğine sahip olmaktalar. Bunun en güzel örneğini sergileyenlerden birisi de ulu önder Atatürk’tür. Atatürk şöyle diyor, bazen Aristo mantığı, bazen Kuantum mantığı. Atatürk Kurtuluş Savaşına başlarken Aristo mantığıyla başladı, 1-0 “ya istiklal ya ölüm”, ama savaş içinde inanılmaz bir öngörü ile stresi indirgedi, ne dedi arkasından? “hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır ve bu satıh bütün vatandır!”. “ya istiklal ya ölüm” diyerek 1-0 ile başladı ama duruma göre Sathı müdafaa yaptırdı. Sathı müdafaa elektrikteki seri devrelerdir. Bir elektrik anahtarını açtınız mı ampul söner. Bir de paralel devreler var, bunlar Kuantum mantığına benzer, bu da sathı müdafaadır.

Kurtuluş savaşının stresini inanılmaz düşürdü, cepheyi kaybettin önemli değil geri git bir daha kur, orada kaybettin geri git bir daha kur. 1-0 ya istiklal ya ölüm Aristo mantığıyla başladı ama sathı müdafaa diyerek stresi azalttı. Gençler de 1-0 Aristo mantığıyla başlayabilirler ama şu an 1-1 Kuantum’a dönüştürmeli ve stresi azaltmalılar. İşte bu Sathı müdafaa, paralel devreler fikri gençlere rehber olabilir kanaatindeyim.

     

İletişim : Tel : 0 272 229 17 74 - 75  Faks : 0 272 229 17 73

mudur@afyonfenlisesi.com   idare@afyonfenlisesi.com